Birçok yazımızda da belirtmiştik Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği federasyonda ve başkanlık sistemindedir diye. İşte adım adım gidiyoruz. Bunu çok net görüyoruz ve eski gururlu günlere dönebilme şansını yakaladığımıza inanıyoruz (bir çoğumuz).
Yerel seçimlere “Sen Türkiye’sin Büyük Düşün” sloganı ile giren iktidar partisinin lideri, halkına yaptığı konuşmalarda hep Türkiye’nin süper güç olma yolundaki azminden bahsediyordu. Biz bunu yeni duymuyorduk, özellikle yurtdışı basını dikkatlice takip edenler olarak biliyorduk ki dışarıda yaklaşmakta olan şeyin gölgesinin düştüğü vurgulanıyor hatta Türkiye’nin süper güç olma tarihleri bile veriliyordu.
Doğru çıkar ya da çıkmaz, zamanla göreceğiz ama bildiğimiz tek şey, eğer süper güç olacaksak bu kalıp bize dardı..
Kürt açılımını yapabilmek için Ergenekon’u icat ettiler diyor İP’liler.
Doğru ama eksik.
Birincisi açılım Kürt açılımı değil, demokratik açılım. Sadece Kürtleri değil en az onlar kadar Türkleri de ilgilendiriyor.
İkincisi, Ergenekon vardı, icat edilmedi, sadece dürülüp, toparlanıp kaldırıldı. Bu sayede bu açılımlar olurken provokasyonlarla karşılaşmıyoruz. Düşünün bir, eskiden ortalık bu kadar sessiz olabilir miydi?
Üçüncüsü, burada asıl amaç Ergenekon Terör Örgütü’nü ortaya çıkarmak değil, açılım yapmak da değil.. Asıl amaç süper güç olacak devleti kurmak!..
Kurmak diyoruz, zira henüz böyle bir devlet yok. 1923 yılında kurulan Türkiye cumhuriyetinde bir başbakanın iktidar olabilmesi tam 85 yıl sürdü. 85 yıl sonra ilk defa gerçek anlamda muktedir bir başbakan gördük. Ve o başbakan muktedir olmanın getirdiği etki ile bir illüzyon görüp başkanlık hayali kuruyor da olabilir. Ama kesin olan bir şey varsa o da zaten başkanlık sistemi olmadan süper güç olamayacağınızdır.
86 yaşındaki cumhuriyet bu ülkedeki en yeni şeylerden biri.
Ülke ve ülke halkı 86 yıl önce yoktan yaratılmadılar, ama öyle olduğunu zanneden dangalaklar çoğunlukta.
600 yıllık federatif ama monarşik ve aynı zamanda parlamenter bir gelenekle yönetilen bu halk ya da halklar, aslında federasyon tanımına cumhuriyet teriminden daha aşina.
Ve bugün ırkçılar eğitim dilini tartışıyorlar..
Bazı köy camilerinde Rumca Cum’a hutbelerinin okutulduğu Karadeniz bölgesinde sorun olmuyor bu belki, ama Türkçe bilmeyen Güney doğu çok dikkatle izliyor bu tartışmayı. Hatta 3 bölge ülkesinin gözü kulağı da bu tartışmada. Bu yüzden sanki bu açılımlar Kürt açılımı imiş gibi lanse ediliyor haklı olarak. Ama dediğimiz gibi açılım demokratik Türkiye açılımıdır.
Bugüne kadar dilini bilmedikleriniz yerine çok konuştunuz ama sanırım artık dinleme sırası size geldi. Bitlis’e, Van’a mal satmak isteyen tüccar Kürtçe öğrenmek zorunda kalabilir.
İngilizce öğrenmek zorunda olmak sorun olmuyorken, Kürtçe öğrenmek neden olsun değil mi? Sonuçta kardeşimin dili!..
Sorun sadece dil değil ama en büyüğü o, zira flama olan o. 86 yıldır ya da daha az bir süredir, “güneydoğu Anadolu” diye tabir ettiğiniz bölgeye bu ülkenin insanları yaklaşık 400 yıldan fazla bir süredir Kürdistan diyordu ve kuzeyde tuğla gibi bir Lazistan’ımız vardı da, bu ülkeye o zamanlar imparatorluk denilirdi. 70 çeşit dil konuşulurdu da anlaşmayan kalmazdı. Şimdi tek bir dille birbirimize işkence ediyoruz.
Bu ülkenin halkının kılığını sevmediler, dilini sevmediler, edebiyatını sevmediler, müziğini sevmediler, velhasıl kültürünü ve o kültürün çeşitliliğini sevmediler ve nedense bugüne kadar hep sevmeyenler yönettiler bu ülkeyi. Biz bu antipatik iktidar çetesine kısaca Ergenekon Terör Örgütü diyoruz. Hakimler, savcılar, bürokratlar, polisler, askerler, memurlar, gazeteciler, sanatçılar, siyasetçiler, işadamları/kadınları, elitler, sosyetikler, doktorlar ve ayak takımı tetikçi çapulculardan kurulu bu örgüt yıllarca ülkeyi yönetti ve bugün ülke gömlek değiştirir gibi kolaylıkla iktidar değiştiriyor..
Tabi ne kadar kolay olduğunu bir de değiştirenlere sormak lazım.
Velhasıl,
Ülke sağlam adımlarla muvaffak ve müreffeh medeniyetlerden biri olma yolunda ilerliyor. Ve karşısında artık Alman gizli servisinden başka ciddi düşmanı da yok. İktidarımız IMF anlaşmaları ve AB rüyalarıyla vatandaşı oyalarken, (dikkat edin iki grupla da anlaş-mıyoruz) bir sabah bir de bakmışız ki süper güç oluvermişiz. Evet bazı muhalifler bu kadar kolay sanıyorlar bu işleri.
İşleri sadece muhalefet etmek olan, kıskanç, haset, çözüm göstermekten de aciz bazı adamlar, ülkenin yıkılıyor olduğunu müjdeliyorlar dört bir yana.. Mazoşistçe için için seviniyorlar inandıkları uydurmaca hikâyeye. Sanki ülke yıkılınca onlar başka bir yere zıplayacaklarmış gibi. Hâlbuki birleşince beraber yükseleceğimiz gerçeğini de göremiyorlar nedense.
Thursday, August 5, 2010
Subscribe to:
Post Comments (Atom)


0 comments:
Post a Comment