Bu ülkeyi “öldüresiye” sevenler!
Hakikaten bu ülkede iktidar olmak zor arkadaş.. Zira muhalefetin bir ölçüsü yok.. Keşke grekoromen muhalefet olsa da, hiç değilse uyulacak birkaç ilkemiz olsa. Bizi öldüren şey de işte bu “vatanseverlerin” ilkesizliği ve partizanlık.
Partizanlık, Türk milletinin çok iyi bildiği bir ur, cumhuriyetin ilanıyla kesilip alınmıştı ama tam yirmi sene sonra (1943) milliyetçilik olayları ile birlikte iktidar partisi tarafından yine hortlatıldı ve günümüzde Cumhurbaşkanı tarafından paranoya sonucu, sebep gösterilemeden atanmayan 3000 bürokrat ile artık önlenemez boyutlara ulaştı; yine neşter gerekiyor sanırım.
Önce hep beraber ezber bozalım; bu ülkenin politikacılarının ve eğitimcilerinin yıllardır söyledikleri şeylerin gerçek olmadıklarını kabul edelim. Örnek:
- Türk milletinin genlerine en uygun yönetim şekli cumhuriyettir!
Değildir!
Türk halkı 5000 yıllık (+/-) tarihinde cumhuriyeti hiç tatmamıştır ki. Aksine hep tek adamla yönetilmiş. Ne zaman karizmatik bir lidere kavuşmuşsa imparatorluk olmuş. Ve o lidere muhalif olan Türklerce (!) devleti parçalanmış dağıtılmış. Lidere olan düşmanlık yüzünden muhalefet ülkeyi batırmış. (çok ilginç!)
- Türk milleti parlamenter demokrasiye 1920 yılında geçti (yani cumhuriyetin ilanından önce).
Yanlıştır!
Türkiye (Devlet-i Ali-i Türkiyye) Meşrutiyetin ilanıyla parlamenter demokrasi ile tanışmış, 2. Meşrutiyetle birlikte sadrazamı padişahtan daha güçlü hale getirmiştir. Nitekim rejimin son günlerinde Padişah iyice süs eşyasına benzetilmiştir. Devlet idaresinde bugünkü cumhurbaşkanının padişahtan daha geniş yetkileri olduğu muhakkaktır.
İşte sevgili okuyucular, daha yüzlercesini sayabileceğimiz bu ezberler üzerinden hareketle, şimdi de ülkedeki sözde vatanseverliği ve yükselen milliyetçi/ulusalcı muhalefeti bir inceleyelim:
Siyasi manada vatanseverlik, muhalefette olan kişilerin iktidarı uyarmaları ve yol göstermeleri ile ülkeyi hatadan kurtarmaları şeklinde ifade edilebilir.Yani maksat mevcut başkanın ve iktidarın onurunu zedelemek değil, ülkeyi yanlıştan döndürmek olmalıdır.
Bunun aksi örneği Balkan savaşlarında yaşanmıştır. İttihatçı komutanların iktidarı zora sokmak uğruna Edirne’yi bile nasıl gözden çıkardıkları malumunuzdur. Ülke sözde milliyetçiler tarafından nasıl Bulgarlara ve Ruslara bırakıldı okumuşsunuzdur.
Günümüzde yaşananlar da pek farklı gözükmüyor:Bugünün muhalefet taktiği “bilmeyenler” üzerinde hakimiyet kurmak ve her yalanı bir enstrüman olarak görüp kullanma şansı doğurmaktır. Mesela “ülkenin borcu 400 milyar dolar” der muhalefet büyüğü, halbuki değildir! Sadece 180 milyar dolardır ve milli gelirin neredeyse 3 kat altındadır. Muhalefetin amacı büyümenin borçla yapıldığını ispatlamaktadır. Yani kör olanın bile gördüğü bir büyüme vardır, maksat bunu saklamak ve lekelemektir. Aslında daha muhalefetteyken bile doğrusu olmayıp da yalanı kullanan adamı, miting yaptığı alana gömmek gerekir, ama biz de o siyasi zeka pek bulunmaz. Ve bu adam hala itibar görmeye devam edebilir.
Halbuki yapıcı vatansever bir muhalefet şöyle der. “bunların politikalarıyla ancak bu kadar büyüyebildik, halbuki biz şu taşı şu taşın üzerine koyup daha da büyüyebilirdik” Ama demez, zira o zaman yol göstermiş olur, yoksa maazallah iktidar gider vatanın selameti için o taşı o taşın üzerine koyar da süper güç oluruz, Allah korusun!
Her şey yalan ve hile üzerine koyulunca ortam inanılmaz kirleniyor ve sonunda temiz bir şey kalmıyor. 1000 iftiradan biri kazayla doğru çıksa geri kalan 999’u da şüphe çekmeye başlıyor.“EĞER GEMİNİN DÜMENİNDE BEN YOKSAM, BATSIN BU GEMİ” anlayışı ülkeyi içinden çıkılmaz bir hale getirirken, aslında görebilen insana da muhalefetin nasıl bir vatanhaini olduğunu da ispatlıyor adeta. Her şehit cenazesi haberini aldığında içten içe coşkuyla sevinç çığlığı atıp meydanlara koşan ve cami avlularında hükümete, imama, şehit yakınlarına küfreden muhalefet nasıl vatanını sevebilir ki?
Bizler BABALARINI TAKİP EDEN ÇOCUKLARDAN çok çektik. Sırf babası ona oy veriyor diye düşünmeyen, takım tutar gibi parti tutan, tuttuğu partinin az oy almasını namus meselesi yapan siyasi magandalardan çok çektik. Hüseyin Üzmez ağabey bir kitabında Malatya’da göbeklerine kadar sakallı ve sarıklı, göğüslerinde tabak gibi CHP rozetiyle cami bahçesinde oturan “dinimi değiştiririm de partimi değiştirmem” diyen hacılardan bahsederdi. İşte biz bunların evlatlarından çok çektik. Onların evlatlarıydı Demirel’i 7 kez, Ecevit’i 5 kez başbakan yapan.
Soruyorum size, sağdan üç parti, soldan bir parti meclise girmiş, lider olan ise sağcı.. Kiminle koalisyon yapar? Tabi ki dünya ve siyaset görüşü birbirine uyanla değil mi? Halbuki bu millet DYP-SHP koalisyonunu gördü Demirel’le.. Bu nasıl bir aldanmışlıktır sağcı seçmen adına?
Demek ki bu ülkenin sağcısına da solcusuna da güven olmaz.. Kimin ne olduğu ne dediği belli değil? Zaten şimdilerde de CHP=MHP demiyorlar mı?
Erbakan’a sorsanız Erdoğan dinsizdir..
Baykal’a sorsanız Erdoğan dincidir..
Hiç mi değişmez bu klişe?
Hepsine göre AKP amerikancıdır, halbuki Amerika yaptığı hareketlerle ortağını zor durumda bırakır mı? Bir nefret mesajı yayınlar AKP’ye, bir anda kamuoyundaki yargıyı değiştirir! Böylece ortağının işini de kolaylaştırır!
Askere sorsanız AKP yetersizdir,
MHP’ye sorsanız AKP vatanhainidir.
E o zaman bu güvendiğimiz askeriye uyuyor mu? Anayasayı bile işine geldiği gibi yorumlayan asker-cumhurbaşkanı-chp üçlüsü neden bu vatanhainlerini tez zamanda yakalayıp idam etmiyor da hala devletin en önemli kademelerinde tutuyor? Yoksa onlar da mı vatanhaini? Zulme ortak olan da zalim değil mi sonuçta?
Birileri bize çok kötü kazık atıyor ama bu kesinlikle iktidar değil. Bence bu geminin kaptanından memnun olmayıp da gemiyi batırmak isteyenlerdir.. Danıştaya saldıranlar, Ermeniyi kurşulayanlar, Ulusu bombalayanlar.. Evinden mayın çıkan astsubaya, emekli askere ve şehit cenazeleri, çuval karşısında suspus olup, sözde rejim bekçiliğiyle aslan kesilen askere bu yazıda bir şey demiyorum.. Oy verenler de bu oyuna ortak..
Ezber bozma sırası şimdi sizde..
Not: bu yazı 22 Temmuz seçimlerinden önce yazıldı ve http://www.genckalem.org/ 'da yayınlandı. Seçimlerden sonra Türk halkı hakikaten tam da dediğim gibi ezber bozdu ve Tayyip Erdoğan'ı %48'le tekrar başa getirdi. 2. başkanlığı esnasında önce cumhurbaşkanlığı makamı elitistlerden kurtarılarak halka iade edildi, ardından ergenekon soruşturması açılarak derin devlet çökertilme operasyonu başlatıldı, aynı tarihlerde kanayan yara türbana da çare bulunmuştu.. Kısacası, Türkiye'de müthiş bir şekilde ezber bozuldu...
Friday, February 8, 2008
PARTİZANLIK
Labels:
ak parti,
akp,
chp,
cumhuriyet,
ergenekon,
laiklik,
meclis,
mhp,
partizanlık,
rejim,
tayyip erdoğan
Subscribe to:
Post Comments (Atom)


0 comments:
Post a Comment